Havza'nin dogusunda yeralan Çamyatağı köyü ndeki Lerdüge tümülüslerinde yapilan arkeolojik arastirmalar ilçenin tarihinin M.Ö. 100 yillarina kadar uzandigini göstermektedir.Havza'da Romalilarin ve Bizanslilarin yasadigi da bilinmektedir. Eski tarihçiler ilçedeki sifali sularin o dönemlerde çok meshur oldugunu hatta Romalilarin buraya (Thermee) Phoseemeomitarem adini verdiklerini belirtmislerdir.Kasaba sifali sulari nedeniyle yillarca büyük krallar ve beyler arasinda el degistirmistir. Adini 1156'da Amasya hükümdari olan Kavz-Han'dan almistir. Kavz adinin 1245 tarihinde Selçuklu hükümdarlarindan Sadi Pasa tarafindan Havza olarak degistirildigi ileri sürülmektedir. Beylikler döneminde Havza Canik Beylerinden Tasanogullari tarafindan idare edilmistir. Osmanlilar ülkede birligin saglanmasi için beyliklerin kendi egemenligine girmelerini amaçlamistir. Bu amaçla Amasya valisi II. Murat, Yörgüç Pasayi görevlendirerek, Tasanogullarinin egemenligindeki Havza yöresini Osmanli egemenligi altina almistir. Böylece Havza 1430 tarihinde Osmanli topraklarina katilmistir. Osmanlilar döneminde Amasya, iline bagli olarak yönetilen Havza 1882 tarihinde ilçe haline getiriliyor. 1926 yilinda ise Samsun'a baglaniyor.
Havza'nın 21 km. doğusundaki Çamyatağı köyü nde (Lerdüge) köyünde beş tümülüs saptanmıştır. Tümüne gömü (hazine) aramak için girilen bu tümülüslerin en görkemlisi 4 nolu tümülüstür. l946 yılında kaçak kazıları önlemek amacıyla Mahmut AKOK başkanlığında bilim adamlarınca araştırma yapılmış, buluntular Ankara Arkeoloji müzesine gönderilmiştir.
Demir kenetlerle bağlanmış taş kapaktan oluşan giriş bölümünden 4,15 m uzunluğundaki tonoz örtülü dromosa geçilir. Moloz taş duvarları sıvalı, alt bölüm al boyalıdır. Gömüt odasının dış duvarlarıda al ve kara boya ile yapılmış hayvan betimleri ve geometrik motiflerle bezenmiştir. Dromos ve gömüt odasındaki farklı teknik ve yapı gereçleri giriş bölümünün sonradan eklendiğini göstermektedir.
Birkaç aydır kanser hastalığı ile mücadele eden Eyüp Dündarın oğlu Ali DÜNDAR pazartesi gecesi bu hastalığa yenik düşerek vefat etti ALİ abimize ALLAH(cc) dan rahmet yakınlarına ecirsabır diliyoruz mekanı cennet olsun ALLAH(CC) NUR içinde yatırsın. Ali abimizin anısına geçtiğimiz Ramazan bayramındaki ziyaretimizde çekmiş olduğumuz bu fotoğrafı ana sayfamızda yayınlıyoruz.
sewgili samsunlular ingilterde bir kadın 90 yaşında we 3 kardeşi war kadın bundan 20 yıl önce kardeşi ewde ölüyor we onu 20 yıldır ewde saklı tutuyor ve 1 yıl sonra da öbür kardeşi ondan 1.5 yıl sonrada öbür kardeşi ölüyor 20 yıl o cesetle ewde duruyor we komşular krdeşlerini sorunca akrbama gittiler diyor bu konuyo yorumlarınızı bekliyorum "
Devlet ortaokulu ve lisesini bitirip de İngilizce veya herhangi bir yabancı dil öğrenebilmek için galiba süper zeka olmak da yetmiyor. Çünkü normal müfredatlı devlet okullarımızda süper zekalı çok çocuğumuz var. Ancak Liseyi bitirdiğinde herhangi bir yabancı dile tam hakim olarak konuşabilenini bu fakir henüz göremedi.
Çocuklarımızın kabiliyetsiz veya gerizekalı olduğunu kimse iddia edemez. Okullarda yabanci dil dersleri ve öğretmenleri de mevcut. O halde eksik olan ne? Eksik olan yetersiz ve kötü hazırlanmış müfredat.
Madem öğretemiyorsun bırak bu dersleri çocukların vaktini alıp kafasını karıstırma bari… Bunların yerine işe yarayacakların ders saatini arttır. Ingilizce öğretmenlerine ise daha faydalı işler yaptır.
Özel Paralı Okullardan ve Anadolu liselerinden mezun olanlar en az bir yabancı dile vakıf olabildiklerine göre al o sistemin aynısını bu garibanların okullarına da uygula.
Uygularsan normal devlet okullarından yetişenler de yabancı dıl öğrenebilir ve bu sayede çocuklarını özel okullara verip bir dünya para ödemek zorunda kalan Türk halkı da böylece biraz rahatlamış olur . Çünku özel okulların ve Anadolu liselerinin.normal liselere gore tercih edilmelerindeki en önemli sebep olan yabancı dil öğrenme avantajı ortadan kalkmış olur.
Çocuklar yarış atları gibi çocukluklarını yaşayamadan sınavlara bu kadar yoğun hazırlanmak zorunda da kalmazlar belki.
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri uygulanan ve yap boz tahtası haline gelen Milli Eğitim sisteminin ve bunu neredeyse yüz yılldır uygulayan Milli Eğitim Bakanlığının çocuklarımızı gerizekalı yerine koyduğu yeter de artar bile.
7 sene boyunca yabancı dil eğitimi verildiği iddia edilen lise mezunu herhangi bir çocuğumuza sorun bakalım:”bu sana öğrettikleri yabancı dille ilgili olan o ülkeye gitsen, bakkaldan iki ekmek alabilir misin?” diye. Ben, tarzan’ cayı devreye sokmadan o iki ekmeyi alabileceklerini zannetmiyorum.Galiba dil yabancı değil, yabancı olan biziz. Yazık oluyor çocuklarımıza gibi geliyor. Ve bu aymazlık daha ne kadar devam eder bu fakir buna cevap veremiyor.
Milli Eğitim Bakanlığındaki Bakan, Müsteşar, Müşavirler ve daha bunlar gibi konuyla ilgilenip çözüm üretmesi gereken bir sürü yetkili bu konu hakkında ne düsünmüştür acaba? Yoksa hiç düşünmemişler midir? Yani akıllarına dahi gelmemiş midir? Yok eğer akıllarına gelmişse neden bir çözüm çıkmamıştır. İhmal mi etmişlerdir? Yoksa becerememişler midir? Neresinden bakarsanız bakın kötü bir durum, elle tutulur tarafı yok.